Bangkok’da yüzen market gezisi

Tayland denildiği zaman yakın çevremde bulunan herkesin aklına ilk olarak geleneksel yüzen marketler (yüzen pazar veya yüzen çarşı olarak da adlandırıldığı oluyor) geliyordu. Böcek yiyen insanları da atlamamak gerekiyor tabi.

Ayutthaya antik kentinde geçen güzel günün sonunda hostele döndüğümde ilk olarak bir sonraki günü planlamaya başladım. Yüzen marketler sadece öğlene kadar hizmet verdiği için güne erken başlamam gerektiğini söyledi resepsiyonda bulunan genç arkadaş. Aynı otele kısa sürede 2. defa gelince zaten samimiyetimiz de artmıştı zaten. Tayland ve Kamboçya’da hosteller ve oteller oldukça organize çalışıyor. Eğer çok araştırmak ve uğraşmak istemezseniz yapılabilecek her şeyi yapabilmenize imkan sağlıyorlar ve bunu yaparken kendileri de kazanmış oluyor. Yapamanız gereken tek şey resepsiyona gidip yapmak istediğiniz aktiviteyi sormanız. Tabi biraz pazarlık yapmayı da ihmal etmeyin.

Bangkok Damnoensaduak Floating Market – Thailand

Eğer vaktiniz varsa ve geziye birden fazla kişi gittiyseniz tavsiyem araç kiralamanız olur. Tur fiyatına yakın bir bedelle sizi tura dahil bölgelerin tamamına ve hatta daha fazlasına götürecektir bir araç. Bunun için taksi şoförleri ile pazarlık yapmanızı tavsiye ederim. Benim çok vaktim kalmadığı için otelden ayarladığım tur firmasıyla ile yola çıktım. Yaklaşık 8 kişilik bir kafileye dahil oldum.

(Yüzen pazar turu genelde tek başına satılmadığı için içine fil safarisi, kaplan besleme gibi hayvanlara eziyet aktiviteler de dahil oluyor. Lütfen bunların parasını ödeseniz bile katılmayın. Mümkünse hayvanlara eziyet edilen her türlü ilkel şeyden uzak durun.)

Sabahın erken saatlerinde otelin önünden bindiğim araçla uzun yolculuğumuz başladı. Şehirden çıkana kadar Bangkok’un hiç görmediğim bir bölgesinden geçtiğimiz için oldukça keyifliydi. Ama 2 saate yakın yolu Bangkok sıcağında kapalı bir araçta geçirmek çok bunaltıcı oluyormuş, bunu öğrenmiş oldum.

Tayland’ın kültürel miraslarından yüzen marketler

Yüzen market genel görünüm

Bangkok ve çevresi Chao Phraya nehrinin oluşturduğu kanalların çevresinde konumlandığı için yaklaşık 700 yıldır bu kanalların çevresinde yoğun yerleşim yerleri oluşmuş. Su hayattır diye boşuna demiyorlar, tam olarak bu nedenle nehir kanalları arasındaki topraklar ve bazen de nehrin üzerinde kurulan yapılarda insanlar yaşamaya başlamış. Herkes kendince bir şeyler yapıp satarak ve diğer satıcılardan alışveriş yaparak hayatını kazandığı için böyle bir kültür gelişmiş. Bu kültür, turistlere görsel bir şölen ve inanılmaz farklı bir deneyim olarak kalmış.

Yüzen marketler üzerinde aklınıza gelebilecek her şeyi bulabilirsiniz. Bir tekneden yeni pişmiş bir balık alıp, diğer tekneden içecek hindistan cevizi suyu alabilirsiniz. (Tadı uyumlu olur mu bilemedim. (:) Gezerken sizi kendi teknelerine çeken satıcılar, birbirinden farklı hediyelik eşyalarını ve yiyecekleri satmaya çalışacaktır. Hiç çekinmeyin, mümkün olduğunca kişiyle etkileşim kurun, anın tadını çıkarın, alışveriş yapın.

Yüzen marketin her yeri tıklım tıklım.

Marketi gezerken en keyifli şey kanallarda gezmek olsa da sadece kanallarda gezmek zorunda değilsiniz. Uzun uzun kanalın her iki tarafına kurulmuş geniş marketlerde de bol bol gezebilir, kültürel bir çok farklı ürünü bir arada görebilir ve deneyimleyebilirsiniz.

Gezerken fotoğraf çekmeyi çok sevsem de bazen durup sadece gözlem yapmayı tercih ediyorum. Bu sayede kalabalığın akışına karışmak daha kolay ve hisleriniz daha kuvvetli olabiliyor. Filmlerden fırlamış çantacı amcayla bu sayede karşılaşmıştım. (:  Yüzen marketin belirli yerlerinde kurulmuş üst geçitler hem fotoğraf hem de gözlem yapmak için inanılmaz bir fırsat sağladı.

Yüzen marketin kadın kaptanları

Yaklaşık 1 saat boyunca yüzen markette yürürken o kadar çok film sahnesi ile karşılaştım ki belgesel yapımcılarının neden buraları tercih ettiğini çok daha iyi anlıyorum. Her yerden kültürel bir şeyler fırlıyor ve daha önemlisi insanların yüzünden o kadar çok şey okuyabiliyorsunuz ki…

Tayland ve Kamboçya’da gözlemlediğim şeylerden biri yaşlıların hala bıkmadan çalışıyor olması ve kadınların iş hayatındaki yoğunluğu. Kadınlar aklınıza gelebilecek her işte çalışıyor ve oldukça iyi yapıyorlar işlerini. Yaşlı ve tatlı otobüs muavini teyzemiz de bunun bir göstergesiydi.

Yüzen marketin belki de en yaşlı çalışanı

Marketlerde dolaşıp bir yandan ilginç meyveler ve atıştırmalıklar tadarken bir yandan da anın tadını çıkarıyordum. Tur paketine dahil olan şeylerden biri de kanal çevresinde hızlı bir tur atmaktı. Bu geziyi pazar alışverişi yaparken bindiğiniz botlar gibi düşünmeyin bu tamamen aktif satış olmayan ve muhtemelen pazarın gerçek sahiplerinin evlerinin bulunduğu marketin çevresindeki kanallarda hızlı bir tur atmak için yapıyorsunuz. Yüzen pazarın çalışanlarının yaşadığı yerleri gördükçe bir yandan üzüldüm bir yandan da özenmedim değil. Nehrin üzerinde kurulan evlerin önünde huzurla çaylarını yudumlayan insanlar oldukça mutlu görünüyordu.

Yüzen marketin çevresindeki yerleşim yerlerinden.

Genel alışverişinizi bu marketten yaparsanız pişman olmayacağınızı söyleyebilirim. Özellikle magnet ve kültürel hatıralar almak isteyenler için fiyat performans bakımından iyi bir yer yüzen pazarlar. İyi bir pazarlık yaparak tatilinizin kapanış alışverişinizi burada yapabilirsiniz.

Taze meyveleri mutlaka deneyin.

Yüzen market her gün çok yoğun bir turist kitlesini ağırladığı için yemekler, tatlılar ve meyveler son derece taze oluyor. Bu kadar tazesini bulmuşken bol bol denemeyi ihmal etmeyin.

Genel olarak yüzen market Bangkok gezim sırasında en beğendiğim yerlerden biri oldu. Hem yaşattığı duygular hem de fotoğraf açısından çok doyurucuydu. Eğer vaktiniz olursa benim gibi kısıtlı bir aralığa sıkıştırmak yerine daha geniş ve rahat bir tur yapmanızı tavsiye ederim.

“Yüzen market nedir?” Sorusunun cevabı.

Tayland’da Bangkok, Phuket, Ayutthaya ve Kamboçya’da Siem Reap, Koh Rong adası gezileri sonrası artık kendimi ödüllendirmek için 3 gece lüks bir otel tatili yapıp dinlenerek Türkiye’ye dönmeye hazırlandım. O kadar yoğun bir seyahat oldu ki benim için aylarca bu yolculuğumdan arta kalanları tekrar tekrar yaşarcasına fotoğraflara bakıp iç geçiriyordum. Bu yazıları yazarken de en ince detayına kadar tekrar yaşadım bu geziyi.

Tayland ve Kamboçya’nın sokak yemekleri, güler yüzlü insanları, tuktukları ve motorsikletleri, adaları, denizi, doğal harikaları ve tapınakları ile Asya halkına ve kültürüne karşı o kadar büyük bir sempatim oluştu ki dünyanın geri kalanını görmeden önce tekrar tekrar Asya ülkelerine gitmeyi bile düşünüyorum. Bir yandan da farklı kültürlere de şans vermem gerektiğini bildiğim için ikilemdeyim. Bakalım önümüzdeki aylar ve yıllar bana nasıl rotalar çıkaracak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir